beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

SANAT İYİLEŞTİRİR VII. AZİZ NESİN’İN ÇOCUKLARI VE ÇOCUK EDEBİYATI

Yaşar Kemal’in Çocukları

Fakir Baykurt’un Çocukları

 

Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler adlı yapıtında İvan Karamazov, Alyoşa'ya şöyle der: "Söyle bana Alyoşa; yaratıcı sen olsaydın ve dünyanın yaratılışı bir küçük çocuğun acısını gerektirseydi, dünyayı yaratır mıydın?    

Aziz Nesin adının bendeki çağrışımını üç kavramla özetleyebilirim: İnsan, mizah ve çocuk. Bu insanın temel karakteri mizah, amacı da çocuktur. Gerçekten de çocukluğu ve gençliği olmayan bireyin büyüklüğü de olmaz.

Karakterinden, birikiminden ve ülkemizin koşullarından kaynaklanan mizahi edebiyatını ve yapıtlarını sanki çocuklara yatırım yapabilmek için yaşama geçirmiş; oradan kazandığı parayla çocuklarımızın geleceğini kurmak istemiştir. Hayalini süsleyen kurgusu, çocukların çocukluğunu yaşayabilecek tüm olanaklara kavuşmasıdır.

Çünkü o, çocukların öncelikle bugünümüz olduğunun bilincindedir. Bugün, onların bilişsel ve fiziki gelişimini, insanlaşma yolundaki sürecini felsefenin, bilimin ve sanatın verileriyle donatamazsak, besleyemezsek trajikomik yetişkinler olup çıkarlar.

Buradan bakıldığında Aziz Nesin’in genel felesefesi dışında iki önemli yapıt grubunun varlığı görünür olur: Çocuklar için yazdığı kitaplar ve Nesin Vakfı.

Konularını, temalarını açık edebilmek, ve okur çocukta nesnel karşılık üretebilmek için kullandığı en önemli yöntem yine  gülmecedir.

Onun çocuklara dair felsefesinin temel ilkelerini, onlarla ilgili sözlerinde, öykülerinde, şiirlerinde buluruz. Her şeyden önce çocukların yaşam koşullarının çocuğa göre olması gerektiğini savunur ki bu aynı zamanda çocuğa bakışın, çocuk edebiyatının da temel ilkelerinden biridir: Çocuğa Görelik. Aziz Nesin ve çocukların dilinden konuşmayı çok iyi biliyor.

Pırtlatan Bal: Arkın Çocuk Edebiyatı Ödülü İkincilik Ödülü alan kitabıdır. Kral ile Kraliçe’nin istediği kaliteli balı almak için pazara giden Uşak ve yoksul nine… “Gerçek” ve “doğru” kavramlarının çocuklar tarafından doğru algılanmasını amaçlamaktadır. Nine bir parmak bal ister ama Uşak vermez.

Anıtı Dikilen Sinek: Umut izleği çevresinde dönen öykülerde, kimseye kulak asmadan umuda koşan sinekler, yıkılacağını bile bile kumdan kaleler kuran çocuklar, kendi tahtını deviren padişahlar, başkan seçilen öküzler, yoksulların dostu kardan adamlar, birbirini kıskanan taşıtlar, çocuklaşan dedeler, bilge küçükler, haddini bilmez uşaklar, kendini beğenmiş badem ağaçları var bu kitapta. Kimileyin öykü, kimileyin masal kılığına girmiş hayatın ta kendisi var.

Hayvanlar Bahçesinde: Camgözle Sardalya öyküsünde işçinin söylediği. Köpeğin Sadakati, ayağı kırılan köpek, bir süre sonra ayağı kırılan bir başka köpeği, ayağını sarıp iyileştiren kişiye getiriyor.

Ben de Çocuktum: Küçükler, büyüklerin bir zamanlar çocuk olduğuna inanmakta zorlanır. Büyükler ise bir zamanlar çocuk olduklarını unuttuklarından, küçükleri anlamakta... Hep ak saçlı bir dede olarak anımsadığımız Aziz Nesin, bu kitapta bir çocuk olarak çıkıyor karşımıza. Özyaşamöyküsü Böyle Gelmiş Böyle Gitmez'den bir seçki olan Ben de Çocuktum, yüz yıl öncesinde geçen bir çocukluğun masalsı anılarıyla dolu.

Çocuklara En Güzel Masallar: Masallar, daha çok anneler tarafından çocuğu uyutmak için anlatılır. Aziz Nesin ise okurunu uyandırmak için anlatıyor masallarını.İki kitaplık Büyüklere Masallar serisinden çocuklar için seçilen bu on dört masal, halk hikayelerinin tadını çağdaş bir özle, geçmişi gelecekle, gülmeceyi düşünceyle harmanlıyor.

Bu Yurdu Bize Verenler (Borçlu Olduklarımız): Osmanlı İmparatorluğu'nun dağıldığı günlerde doğup Cumhuriyet'in kuruluş sürecinde büyüyen Aziz Nesin, hiç kuşkusuz ki 1923 Devrimi'nin Türkiye'ye neler kazandırdığını en iyi bilenlerden biri. Bu Yurdu Bize Verenler ve Borçlu Olduklarımız adlı iki kitabında topladığı yaşanmış öyküler, Kurtuluş Savaşı'nın adsız kahramanlarını ve destansı anlarını, en yalın gerçeklikleriyle anlatıyor.

Uyusana Tosunum: Aziz Nesin'in (1915-1995) yüzlerce öyküsü arasından çocuklar için kendi yaptığı bir seçmeden oluşuyor. Kitaplarının geliriyle kurduğu Nesin Vakfında yoksul ve kimsesiz çocuklara barınma ve öğrenim olanağı sağlayan Aziz Nesin, böylelikle kendisini yetiştiren topluma olan borcunu ödemeyi günümüzde de sürdürmektedir. Bu büyük yazarımızın gülmece dünyasında gezinirken, bir yandan yaşanılan komikliklere gülecek, bir yandan da insan ve toplum hayatının kusurlu yanlarından acı tatlı dersler çıkaracaksınız.

Çocuklara En Güzel Öyküler: Aziz Nesin'in bu öykülerinden seçkide onun olağanüstü gözlem ve anlatım gücü bir kez daha karşımıza çıkıyor. Spor karşılaşmalarından çocuk eğitimine, küçük hesaplar peşinde koşanlardan olağanüstü serüvenler yaşayanlara dek birbirinden ilginç insan tiplerini konu alan öyküler herkesin başucu kitabı olmayı sürdürüyor.

Boyalı Tilki Masalı: Bu kitabın iki baş kahramanından biri, ormanın kralı Boyalı Tilki, diğeri de aslandır. Aslan, krallığı ele geçirmek istiyor ama makamını ağacın dalına yapan tilkiye ulaşamıyor. Onu oradan indirebilmek için ağacı sallayıp duruyor. Ağaca sıkı sıkı sarılan tilki, krallığını sürdürüyor.

Pek çok çocuk kitabından  ilk örnek Şimdiki Çocuklar Harika[1], onun çocuk kitaplarının toplamı gibidir. En temel esprisi de çocukları anlamak, algılamak ve ona göre davranmakla ilgilidir. Bu nedenle özellikle seçtim.  “Bu romanı, salt çocuklar için değil, ana babalarla öğretmenler için de yazdım,” diyor Aziz Nesin. Bu roman, çocuk eğitiminde gerekli sanılan, günümüzde geçerli birtakım değer yargılarının yanlışlığını; vicdan, adalet, doğruluk, özveri vb duguların, davranışların doğruluğunu ve neden doğru olduğunu somutlayarak anlatıyor. Bu roman, çocukların büyüklerine karşı haklarını ve kendilerini savunmalarından oluşmaktadır.

Birer kurmaca çocuk olan Ahmet Tarbay ile Zeynep Yalkır, tüm çocukların sözcüsü gibidir. Onların mektuplaşmasından oluşan bu kitabında Aziz Nesin, son iki mektubu kendi adıyla yazar, eğitim sistemindeki sorunları dile getirerek, bu dosyasının ciddi bir yarışmada ödül alamamasının nedenini de çocukların sistemi ve öğretmenleri eleştirmesi olduğunu anlatır. Aslolarak da  seçici kurulun bakış açısının yetersizliğinden. Bu örnek ülkelerin/ ülkemizin yönetiminin bakış açısınının da bir modeli olarak düşünülebilir.

Ceza Çocuğa Bırakılırsa (s.2195) başlıklı öyküsünde bir gazete haberinden söz eder. Sekiz yaşındaki çocuklara “siz baba, babanız da çocuk olsaydı, babanıza nasıl davranırdınız?” şeklinde sorulan soruya, ailesinin durumu iyi olan çocuklar, “İyilikle söylerdim, poposuna yavaşça vururdum,” benzeri yumuşak cezalar verirken yoksul aile çocukları, “Baltayla keserdim, kelepçelerdim, ağaca bağlardım gibisinden sert yanıtlar veriyor. Ne ki bütün bu olumsuzluklar, zekice kotarılmış gülmeceyle sunulduğu için okuru hem güldürüyor, hem de düşündürüyor.

İkinci örnek de Arkadaşım Badem Ağacı[2] adlı şiir kitabıdır. Bu kitaptaki şiirlerinde iç dünyasının yanında dış dünyanın da sorunlarına eğilen Aziz Nesin’in ölümünden sonra bulunan Oğlum adlı bir şiiri de ilk kez bu kitapta yayımlanıyor.

Yaşam, mücadele, yazmak ve sevmek felsefesi bu kadar mı güzel anlatılır: ZENAAT// Benim zenaatim yaşamak/ dolu dolu/ derin derin// Benim zenaatim sevmek/ gizli gizli/ için için// Benim zenaatim yazmak/ yarak yarak/ halkım için// Benim zenaatim kavga/ ekmek için/ barış için.(s.12)

Bu kitabında bir başka şiiri var ki!.. Doğrusu, o şiiri okuduktan sonra çocuk sevgisini bu kadar içten, bu kadar etkili anlatan bir başka şiir  tanımaz oldum. “ÜLKÜSEL: Öyle bir ağlasam Öyle bir ağlasam çocuklar/ Size hiç gözyaşı kalmasa// öyle üşüsem öyle üşüsem ki çocuklar/ size hiç soğuk kalmasa// Öyle acılar çeksem ki çocuklar/ size hiç acı kalmasa// öyle ölsem öyle ölsem ki çocuklar/ size hiç ölüm kalmasa/  öyle gülseniz öyle gülseniz ki çocuklar/ hiç gülmeyen kalmasa// öyle yaşasanız ki çocuklar/ hiç yaşamayan kalmasa.” (s.32)  

Bir de eklenmiş dize buldum internetten: “öyle bir aç kalsam öyle bir aç kalsam çocuklar/ size hiç açlık kalmasa.”

Aşkı(seviyi) şöyle anlatmış Torunlarıma başlıklı şirinde: “… Haydi sevin sevilin sevişin/ çünkü sevidir başı her işin.”(s.49)

Barışı da şöyle, Türk-Yunan Barışı başlıklı şiirinde: “… Asya’dan uzanıyor bu el/ Avrupe’den uzanan bu ele/ haydi Ege’de Akdeniz’de el ele/ bu deniz, bu gök bu toprak/ arkadaş yoldaş ortak/ silah değil eline gül yaraşır/ arkadaşça yoldaşça ortakça bir yarış/ barış barış barış barı baruış barış.”(s.53)

Doğa sevgisini, kendi bedeninin doğayla sevgiyle, barış içinde bütünleşmesi bağlamında, somut biçimde anlatıyor çocuklara: “SON İSTEK: Bitki olacaksam/ çayır çimen olayım/ aman baldıran değil// Yol altında kalacaksam/ Gelin arabaları geçsin üstümden/ Çelik paletler değil// Üstümde çocuklar koşuşsun/ Ne kaçan ne kovalayan/ Askerler değil// Kerpiç yapacaksanız beni/ Okullarda kullanın/ Cezaevlerinde değil// Solğum tükenmez de kalırsa/ Islık öttürsünler/ Aman ha düdük değil// Kalem yapın beni kalem/ Şirler yazan sevi üstüne/ Ölüm kararı değil// Ölünca yaşamalıyım defne yapraklarında/ Sakın ola ki/ silahlarda değil.” (s.5)

Çocuk edebiyatındaki tartışmalardan biri de masalla ilgilidir. Aziz Nesin, masalın yararına inanıyor. Bu konuda pek çok yazısı, konuşması var. Pırtlatan Bal[3], adlı kitabında, “Masallar, insanlara olmayacakmış gibi şeyleri anlatarak, doğru sonuçlar çıkarmalarına yardım eder,” (s.69) diyerek, son zamanlarda  masala yöneltilen suçlamaların yanlış olduğunu, daha o günlerde  vurgulamıştır. Aynı kitabın son sayfalarında, Bu Oyunun Rejisörüne Not başlıklı yazısında, sahnelenen masala yapılan eki eleştirmektedir. Rejisör kendisine verdiği yanıtta, “İlençle o baldan yiyenlerin  pırtlaması olanaksızdır, gerçeğe aykırıdır. … Buyüzden yaşlı yoksul kadın bala herhangi bir pırtlatıcı madde katıyor. Böyle bir sahne ekledik.”(s.71)  

Hulusi Geçgel, Nilsu Ak, ortak çalışmasında Aziz Nesin’in Çcuk ve Eğitim temalı 96 öyküsünün olduğunu saptamış. Bu temaların genele oranı şöyledir: Hayvan(%33), eğitim ortamları (%9), aile (%)21), kişilik gelişimi (%13), oyun (%8) ve yurt sevgisi (%12).

“Hayatım süresince boyum kadar kitap yazdım ama beni sevmeyenler buna da mazeret bulup -onun zaten boyu kısaydı- diyebilirler,” diyebilecek kadar alçakgönüllü bir düşün insanı olan Aziz Nesin, yetişkin edebiyatında olduğu gibi çocuk edebiyatında da çocuklara ilgisi, sevgisi öylesine büyük ki bir şiirinde, “Bırak olmasın mezar taşımız, bir okul bahçesine gömsünler bizi, çocuklar koşsun üzerimizde.” diyerek onlara  verdiği değeri kendini eksiltmek pahasına, büyük bir özveriyle vurguluyor.

Siyahi lider Martin Luter King, “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup “Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş” desin, sözüne nazire gibi çocuklara seslenenşiiriyle tamamlayayım:

ÇOCUKLARIMA

 

Diyelim ıslık çalacaksın ıslık

Sen ıslık çalınca

Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes

Kimse çalamamalı senin gibi güzel

 

Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın

Senden önce kimse saymamış olmalı

Senin saydığın gibi doğru ve güzel

Hem dalgaları hem saymasını severek

 

De ki sinek avlıyorsun sinek

En usta sinek avcısı olmalısın

Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta

Örgüt yoksa seninle başlamalı

 

Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun

Düşün düşünebildiğince üç boyutlu

Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya

Sanki senden önce düşünen hiç olmamış

 

Dalga mı geçiyorsun düşler mi kuruyorsun

Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum

Düşlerini som somut görüp şaşsınlar

Böyle bir dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler

 

Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum

Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz

De ki bütün işe yarayanlar

İşe yaramaz sanılanlardan çıkar

 

1980’de çocuk kabul etmeye başlıyor. Vakıf çocuklarımın üretmen olmasını istiyorum

 

 

[1] Bütün Kitapları, Aziz Nesin, Karacan Yayınları(büyük boy), 1982,575 sayfa, 8.bölüm.

[2] Arkadaşım Badem Ağacı, Aziz Nesin, 2015 baskısı, 64 sayfa.

[3] Pırtlatan Bal, Nesin Yayınevi,2024,96 sayfa.

Bu yazı 140 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum