-
Şaban Akbaba
Tarih: 27-12-2025 12:07:00
Güncelleme: 27-12-2025 12:11:00
ÇOCUK SANAT EDEBİYAT VE ŞİİR
Çocukluğu ve gençliği olmayan edebiyatın, sanatın büyüklüğü de olmaz! Bireyin de, toplumun da…
Farklı bir parantez açılmalı şimdi: Bir genellemeyle bilim, her şey daha güzel olsun, insan daha insana yakışır olanaklar içinde yaşayabilsin diye, etik ilkesi gereğince bilgi üretir, ona bilgi verir; ne yazık ki zaafı var; o bilgilerden yararlananılarak binbir yararlı şeylerin yanında silahlar, bombalar da üretilir; insanlara, doğaya, tüm canlılara, hatta cansızlara büyük zararlar verilir.
Sanata gelince; her şeyden önce sanatın doğasında en küçük didişmeye bile cevaz yok, onun en temel derdi estetiğe, iyiliğe, güzelliğe dairdir. Bu özelliği nedeniyledir ki insanın insanlaşmasına asıl ve büyük katkı ondan gelir. Sanatçının daha çok duygu yanından doğar, alıcısının duygularına seslenir, onu etkiler. Gerekli eğitimden geçirilmezse, farkındalık yaratılmazsa duygular (öfke, nefret, kıskançlık, saldırganlık, kabalık vb. gibi) yabani kalır. Tam bu noktada, işi güzellik olan sanat felsefesi devreye girer; yoğunluğu derecesinde alıcısının yabani duygularını ehlileştirerek, azaltarak hatta yok ederek yerine sevgi, barış, dostluk, hoşgörü vb. gibi insani duyguların geçmesine katkı yapar. Bu duyguları yoğun ve gelişmiş insana iyi insan, insanlaşmış insan denir, değil mi? Fark ettiyseniz çocuk edebiyatı alanına emek veren biri olarak, sanatın tümüyle sınıflar üstü, işlevsiz, anlamsız, olmadığını da sezdirmek istedim. Çocuk edebiyatına yoğunlaşıldığında bu bilince ulaşmak daha hızlı olur.
Çocuğa dair birkaç önemli nokta daha… Bütün bir yaşamımız çocukluğumuzdan ibarettir. Yaşam üzerine ince bir düşün serüvenine dalınırsa, bunun böyle olduğu görülür. Fransız psikolog Jean Piaget, yirmi beş yıl boyunca yaptığı deneysel çalışmalardan sonra elde ettiği bulgulardan en önemlisinin; kişilik ipuçlarının okul öncesi dönemde oluştuğuna, daha sonraki koşulların, ipuçlarını belki biraz sivriltebileceğine ya da köreltebileceğine ama asla ortadan kaldıramayacağına dairdir.
O halde çocuğun doğru eğitimi anne karnından başlamalı; kişiliği, kültürel dengeli beslenme olarak adlandırdığım tarzda; bilimsel verilerle olduğu kadar, sanatsal verilerle de beslenmeli. Bu etki onun kişiliğinin sağlıklı gelişmesine yol açabilir, sonraki yaşlarda da olumsuzluklarını törpüleme, olumluluklarını geliştirme sonucunu doğurabilir.
Bu yazının içeriği, sanatıın sanat eğitimindeki ve kişilik gelişimindeki yeri üzerinde durmayı da gerektirdi. Çocuğun estetik gelişim yelpazesinin edebi sanatlar bağlamında da tamamlanmış olması aslolandır. Verili koşullardaki en iyi okuyan sosyolojik kesimin çocuklarını bile ele alsak görürüz ki nitelik tartışması geçerli olmakla birlikte çocuklar, nicelik olarak biraz masal dinliyor, daha çok roman okuyor; belki biraz da öykü. Okuma yelpazesinde şiir yok. Çocuklara şiir kitabını yazar yazmıyor, yazsa bile yayıncı yayımlamıyor, dağıtımcı dağıtmıyor, eğitim sistemi ve öğretmen okutmuyor. O halde kişilik gelişiminde en büyük estetik eksiklik şiirle ilgilidir. Trajikomik yetişkinlerimizin çokluğunun nedenini hem genel sosyoekonomk sistemde, hem burada hem de genel sanat (estetik) yelpazesi içindeki boşlukta aramak gerekir.
Hata yapan sürücü uyarılamıyor; levyesiyle geliyor uyaranın üstüne. İdeolojiler tartışamıyor. Örneğin din ya da milliyetçilik, gereği gibi hak ettiği tarzada eleştirilemiyor, anında en vahşi tepkilerle karşılaşılıyor. Tehditlerin gerici politik, mafyatik güç odaklarından yağmur gibi yağdığı gerçeğinde, (sistem eleştiri hakkı bir yana), sınıf/ çıkar çatışmalarının yanında sanat/ şiir eğitimi boşluğunun olduğunu da unutmamak gerekir. Edebiyat dünyasında ya da demokrat, devrimci kesimde bile eleştiriye tahammülün sınırları, demokratlığın gerektiği kadar geniş bir alanı çizmiyor. Bütün bunlardan yakınıp hiç değilse karınca kararınca gereğini yapmamak akıl kârı değil.
Bilimi, sanatı önceleyen kurumlar kuruluşlar, örgütler, yazılı ya da sözlü basın yayın platformları, yetişkin sanat insanlarına ve onların yapıtlarına ne kadar zaman ve olanak ayırıyorsa, uyguluyorsa, çocuklara dair olanlara da zaman ve olanak ayırmalı, fırsat vermeli. Hatta onlar aklı başında, duyarlı geleceğimiz olacaksa daha fazlasını yapmalı.
Binanın temelini bilmek ama görememek, kendinde, yanıbaşında olduğu halde yakını görememe hastalığı, ülkemizdeki temel toplumsal/ kültürel sorunlardan biri olarak şaşkına uğratıyor beni. Şaşıra şaşıra bir hal oldum. Oysa açık, somut, bilinendir; binanın yıkılmaya yüz tutmasının en önemli nedeni, temelin gözardı edilmesidir. Mimaride de böyledir, toplumsal var oluşta da. Herkes normal gözünü, gönül ve bilinç gözünü açarak kendisine en yakın olana, çocuğa ve çocuk edebiyatına gerekli önemi vermek zorundadır.
Çocuk, önce bugünümüzdür çünkü, şiirle de beslenmeli.
Ve çocukluğu, gençliği olmayan edebiyatın, sanatın (bireyin, toplumun) büyüklüğü de olmaz.
- SANAT İYİLEŞTİRİR VII. AZİZ NESİN’İN ÇOCUKLARI VE ÇOCUK EDEBİYATI
- SANAT İYİLEŞTİRİR V. ÇOCUK SANAT EDEBİYAT VE ŞİİR
- SANAT İYLEŞTİRİR IV. TEKNOLOJİ, DİKKATSİZ ÇOCUK ve SANAT
- SANAT İYLEŞTİRİR III ''DÜN ÇOCUKTU BUGÜN TRAJİKOMİK YETİŞKİN''
- SANAT İYİLEŞTİRİR II ''Ekmek Sanat ve Toplumsal Ruhun Yumuşaması''
- SANAT İYİLEŞTİRİR , ÇOCUKLAR NEDEN ve NE OKUSUN