beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

goncarat’ın yanan kuşakları (öykü)

goncarat’ın yanan kuşakları

 

tan yeri ağardı sabah oldu güneş doğdu öğlen oldu bin renkli bin ışıklı zaman akşama doğru yol aldı

doğudan batıya dağların tepelerin ovaların nehirlerin göllerin yolların köylerin galaksilerin kız  erkek çocukların  saçını taraya taraya kulaklarına muştulu sözler fısıldaya fısıldaya

gelen  güneş  azım dağı’nın üstündeki bana selam vererek yoluna devam etti

geçtiği yerleri kendi gözüyle görünce öyle hüzünlendi öyle üzüldü ki acıyla buruldu

can ışığını soldurdu yüzünü astı

içinden geçenleri bana esinledi açık etmemi istedi

goncorat ve diğer galaksiler benim dilimden değil senin dilinden anlar

hem artık benin işim bu

içli içli yazmak dertleri söylemek

çünkü dilsizlerin dili sağırların kulağı göremeyenlerin gözüyüm

bir yangın çağının yangınlar goncorat’ının yanan kuşakların çîrokbêji olarak

büyürken yandım yanarken gördüm görürken yazdım

yazdıklarımı yaşayarak yazarak büyüdüm

gözlerimin gördükleri kulağımın duydukları dilimin söyledikleri bedenimin tanıklıkları yüreğimin çektikleri aklımın süzdükleri içime sızdı ruhuma sindi

kişiliğimin derin ambarlarında birikti

sırlarımı büyüttü duygularımı besledi

benliğimi varoluşumu duruşumu oluşturdu

çîroklarıma yansıtabildiklerim yansıtamadıklarımın milyonda ikisi bile değil

bu yüzden kişiliğimin en alt katmanı bilincimin altı tohuma durdu çatladı

şimdi bir kez daha göller denizler okyanuslar gibi biriktiğimi biliyorum tüm bildiklerimi tüm duygularımı benliğimin gayya kuyusundaki çökeltileri  gözlerimin arkasındaki sahafta biriken tortuları beynimdeki mahzenlerde katman katman biriken kokuları yüreğimin görünmeyen yüzündeki dehlizlerde dolaşan duyguları

çîroklarımı püskürtmenin fışkırtmanın zamanı

 

 

nergizler açtı

newrozlar açmaya yüz tuttu yeniden

udumbarayı beklemeden

başlayayım bari

söyleyeyim

tohumu saçayım toprağa

 

bir varmış bir yokmuş

evvel zaman içinde

diyerek masalın dilince

çiroklar yazdım yeri gelince

masala sığınarak inceden ince

 

evrenin tam ortasında

güzel mi güzel bir galaksi varmış

goncorat’mış adı hicaz kürdi makamdan

çok illeri yolları dağları olan

geceleri karanlığa inat yıldız sağarmış

aklına afili bir hayal gelince

 

sihirli mi sihirli bir galaksi

dört mevsimi bir güne sığan

kışı kartopu sonyazı hüzün

yazı boz benekli bahar hazin

 

galakside varlıklılar varlıklı

yoksulların yoksulluğu sonsuzca

egemenler her şeye tam egemen

halkı bilge ama fazla çekingen

 

toprakları verimli mi verimli

yaylaları anne sütü kokarmış

dağlarında udumbara çiçeği

ovasında ters laleler açarmış

uzun boylu nehirleri bereketli

su yerine altın gümüş akarmış

 

bazıları çatlayıncaya kadar yerken

diğerleri aç ve susuz bakarmış

hesaba katılmadığı için o atasözü

her gün her gün kıyametler koparmış

 

çireokbêj çocuk’um her şeyi gördüm

masallar çîroklar[1] stranlar[2] yazdım

düşündüm taşındım ağladım yandım

sonunda o kara büyüyü bozdum

 

güneşin izinden gittim

ışığıyla aydınlandım

nergizleri gördüm

newrozları kokladım

balından yedim

dilinden emdim

sözümü tuttum

tef keman çıngıraklı yılan

garmon zurma

davul dümbelek çaldım

hêy lê lê lê  diyerek hayıflandım

hevâr lê  diye çığlıklanarak imeceye çağırdım ses verin

wêy  halimize wêy ki wêyyyy duyun bilin anlayın dedim

söyledim

 

 


[1]Çîrok  Hikaye  öykü 

[2] Stran  Şarkı 

Bu yazı 148 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum