-
Şaban Akbaba
Tarih: 04-03-2026 12:27:00
Güncelleme: 04-03-2026 12:27:00
goncarat’ın yanan kuşakları
tan yeri ağardı sabah oldu güneş doğdu öğlen oldu bin renkli bin ışıklı zaman akşama doğru yol aldı
doğudan batıya dağların tepelerin ovaların nehirlerin göllerin yolların köylerin galaksilerin kız erkek çocukların saçını taraya taraya kulaklarına muştulu sözler fısıldaya fısıldaya
gelen güneş azım dağı’nın üstündeki bana selam vererek yoluna devam etti
geçtiği yerleri kendi gözüyle görünce öyle hüzünlendi öyle üzüldü ki acıyla buruldu
can ışığını soldurdu yüzünü astı
içinden geçenleri bana esinledi açık etmemi istedi
goncorat ve diğer galaksiler benim dilimden değil senin dilinden anlar
hem artık benin işim bu
içli içli yazmak dertleri söylemek
çünkü dilsizlerin dili sağırların kulağı göremeyenlerin gözüyüm
bir yangın çağının yangınlar goncorat’ının yanan kuşakların çîrokbêji olarak
büyürken yandım yanarken gördüm görürken yazdım
yazdıklarımı yaşayarak yazarak büyüdüm
gözlerimin gördükleri kulağımın duydukları dilimin söyledikleri bedenimin tanıklıkları yüreğimin çektikleri aklımın süzdükleri içime sızdı ruhuma sindi
kişiliğimin derin ambarlarında birikti
sırlarımı büyüttü duygularımı besledi
benliğimi varoluşumu duruşumu oluşturdu
çîroklarıma yansıtabildiklerim yansıtamadıklarımın milyonda ikisi bile değil
bu yüzden kişiliğimin en alt katmanı bilincimin altı tohuma durdu çatladı
şimdi bir kez daha göller denizler okyanuslar gibi biriktiğimi biliyorum tüm bildiklerimi tüm duygularımı benliğimin gayya kuyusundaki çökeltileri gözlerimin arkasındaki sahafta biriken tortuları beynimdeki mahzenlerde katman katman biriken kokuları yüreğimin görünmeyen yüzündeki dehlizlerde dolaşan duyguları
çîroklarımı püskürtmenin fışkırtmanın zamanı
nergizler açtı
newrozlar açmaya yüz tuttu yeniden
udumbarayı beklemeden
başlayayım bari
söyleyeyim
tohumu saçayım toprağa
bir varmış bir yokmuş
evvel zaman içinde
diyerek masalın dilince
çiroklar yazdım yeri gelince
masala sığınarak inceden ince
evrenin tam ortasında
güzel mi güzel bir galaksi varmış
goncorat’mış adı hicaz kürdi makamdan
çok illeri yolları dağları olan
geceleri karanlığa inat yıldız sağarmış
aklına afili bir hayal gelince
sihirli mi sihirli bir galaksi
dört mevsimi bir güne sığan
kışı kartopu sonyazı hüzün
yazı boz benekli bahar hazin
galakside varlıklılar varlıklı
yoksulların yoksulluğu sonsuzca
egemenler her şeye tam egemen
halkı bilge ama fazla çekingen
toprakları verimli mi verimli
yaylaları anne sütü kokarmış
dağlarında udumbara çiçeği
ovasında ters laleler açarmış
uzun boylu nehirleri bereketli
su yerine altın gümüş akarmış
bazıları çatlayıncaya kadar yerken
diğerleri aç ve susuz bakarmış
hesaba katılmadığı için o atasözü
her gün her gün kıyametler koparmış
çireokbêj çocuk’um her şeyi gördüm
masallar çîroklar[1] stranlar[2] yazdım
düşündüm taşındım ağladım yandım
sonunda o kara büyüyü bozdum
güneşin izinden gittim
ışığıyla aydınlandım
nergizleri gördüm
newrozları kokladım
balından yedim
dilinden emdim
sözümü tuttum
tef keman çıngıraklı yılan
garmon zurma
davul dümbelek çaldım
hêy lê lê lê diyerek hayıflandım
hevâr lê diye çığlıklanarak imeceye çağırdım ses verin
wêy halimize wêy ki wêyyyy duyun bilin anlayın dedim
söyledim
- SANAT İYİLEŞTİRİR VII. AZİZ NESİN’İN ÇOCUKLARI VE ÇOCUK EDEBİYATI
- SANAT İYİLEŞTİRİR VI.ÇOCUK SANAT EDEBİYAT VE ŞİİR
- SANAT İYİLEŞTİRİR V. ÇOCUK SANAT EDEBİYAT VE ŞİİR
- SANAT İYLEŞTİRİR IV. TEKNOLOJİ, DİKKATSİZ ÇOCUK ve SANAT
- SANAT İYLEŞTİRİR III ''DÜN ÇOCUKTU BUGÜN TRAJİKOMİK YETİŞKİN''
- SANAT İYİLEŞTİRİR II ''Ekmek Sanat ve Toplumsal Ruhun Yumuşaması''
- SANAT İYİLEŞTİRİR , ÇOCUKLAR NEDEN ve NE OKUSUN