beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Gide Gele Yol Oluyor Biçilmemiş Otlar

“Mutluluk, beşikte uyuyan ilk çocuğuna bakmasıdır bir annenin
Duyarak memelerine dolan sütün çılgınlığını.” 
Ahmet Erhan

Bir şey okumanın en sevdiğim tarafı, o esnada o metnin tamamen seninle ilgili olduğunu düşünerek okumak. Sadece sana yazılmış ve oldukça kişisel. Kim yazmışsa onunda hakkını vermek lazım gelir tabii, kendinden de bir tuz koymuştur muhakkak çorbaya. Dünya benim etrafımda dönmüyor sonuçta. 

Örneğin, karşımda dursaydı her zaman için mi söyledin bunu derdim ona, Ahmet Erhan’a. Karşımda dursaydı ona Ahmet Bey veya sadece Ahmet diyemezdim herhalde. Ne bileyim markalaştırmışım aklımda. 
Ahmet Erhan, derdim, sen bir annenin çocuğuna bakmasından duyduğu mutluluğa ve hatta bu esnada memelerine süt dolmasından sebep mutluluğun katmerleşmesine değinirken bunu bir süreklilik halinde mi değerlendirdin? Değil çünkü o iş öyle. Mutluluğu önce bir evirip çevirirdim. Ona tek başınaymış gibi yaklaşmazdım. Peşine takılan kaygısı, hayal kırıklığı, hüznü ve daha neler neleri. Mesela yürüyorlar diyelim bir yolda yan yana, her biri bir telden çalıyor. Şenlik resmen. Biri diğerinin kuyusunu kazmış, diğeri ötekinin arkasından konuşmuş, kimi berikini hafife almış. Neler söylerler neler, yol boyunca. 

Ama şöyle bir aklı selim düşününce yine de mutluluk deriz adına bunca kalabalığa rağmen, diyebiliriz. Hem sonra dönüp yanındakilere de bir merhaba demeyecek miyiz? Ayıp olmasın sonra. Sonuçta mutluluk onlarla iken, onlarla yan yana yürürken eksiliyor diyemeyiz şimdi, Allah var. Onlara bu yüzden küsemeyiz. 
Yine de bazen heybetli varlığına rağmen o kalabalık içinde yitip gidecekmiş gibi olmuyor mu, mutluluk denilen, ‘ara ki bulasın’ın tillahı. Onlar hepsi bizimki tek. Neyse diyorum, en azından orada, duruyor. Az da olsa orada, yok değil ya. Var sonuçta. Bazen diğerleri bir sis bulutuna dönüşüp sarsa da etrafını, sanki görünsün istemezlermiş gibi. Onlar da yorulur ve dağılır. Bizimkinin önü açılır. Sonra değmeyin keyfine. “İşte varım, buradayım. Tutun elimden, dokunmazsanız göremezsiniz çünkü. Tutun elimden, kabul ediyorum biraz zahmetli olabiliyorum. Belki kıymetimi bilin diye naz yapıyorum, bende bilmiyorum.” 

Ahmet (samimi olduk sonuçta şunun şurasında), sana bir şey söyleyeceğim. Düşünüyorum da , belki de söylediğin şeyi bütün zamanları kapsayacak şekilde söylememizde bir sakınca yoktur. Annelik deneyimime ve yer yer öfkeme dayanarak “elinin kalemiyle bilmediğin işlere girişme, o iş öyle değil” diyecektim aslında amacım oydu ama diyemedim. Bir annenin ilk çocuğunu doğurduğundaki o ilk hayretli anın içinde, onu hayatta tutabilme çabasında, bu çabanın her geçen gün başarıyla taçlanmasında, onu her gece yatağa sağ salim yatırabilmiş ve sabah yataktan öyle alabilmiş olmanın tam ortasında var bu dediğin şey. Mutluluk. Her şeye rağmen. Ve gücünü inkar edemeyiz.

Üzerinden gide gele yol oluyor ya hani biçilmemiş otlar, öyle düşün. Acemisi olsan bile bu işin, her böyle olan bir anın içinden tutup kendine yakışan bi mutluluğu çıkarabiliyorsun. Anlıyorsun değil mi Ahmet, konu annelik değil. Ama itiraf edeceğim, bunu böyle yazabildiğin için sana hayranlık duyuyorum. 

“Ne yerdedir, ne göktedir o - değil mi Abidin?
Mutluluğun resmini yaptın mı bilmem
Ama ben onun şiirini yazmak isterim…”
Ahmet Erhan

Bu yazı 157 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum