-
Duran Çoban
Tarih: 20-02-2026 21:13:00
Güncelleme: 04-03-2026 23:25:00
15-Şubat-2026 Pazar günü Uludağ Oteller-Cennet kaya-Alıç yayla-Bağlı köyü piknik alanı-Keles Çaybaşı köyü, Doğa yürüyüşü Koza Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü üyelerince yapıldı.
Yürüşün üzerinden dört gün geçti, bacaklarımdaki ağrılar ancak iyileşti.
Araya başka konular girdi. Fotoğraflar gelecek haftaya karışmadan artık paylaşayım.
Memleket meselesinden çektiğim yetmezmiş gibi aile problemleri de üzerime yapışıyor. Mıknatıslı doğduğumdan olmalı.
Ablam ile kadın yaşamını tartıştım. Yeğenim Aydin Gül Doğtaş'a annesine Sezen Aksu'dan Ünzile şarkısını dinletmesini söyleyerek bitirdim.
Kız kardeşim Gülfiye Önal dan geçen hafta bize misafir gelen kızı ile ilişkilerine ayar verdim.
Dünyayı ben kurtaracağım modunda her şeye burnumu sokuyorum. Yaşanmışlıklarda sonunda herkes iyi oluyor, ben kötü kalıyorum.
Oysa yaşam dolu paylaşımlar,yapıyorum. Gören, duyan da beni bulutların üzerinde geziyor sanır.

Her insan gibi üzülüyor, acılar çekiyor, hasta oluyorum.
Oğlum, İspanya da iş arıyor. Yüzlerce insana iş bulmasında yardımcı olmuşuz dur. Kendi çocuğumuza yardım edemiyoruz. Uçan kuştan medet umuyoruz. Biliyorum milyonlarca genç işsiz, amaçsız, umutsuz. Kokuşmuş Emperyalizm köle insanlar istiyor. Oğlumun başvurularına verilen cevaplardan biri "Cv çok güzel, bize göre çok fazla".
" Sevinçler paylaştıkça çoğalır, üzüntüler, paylaştıkça azalır"mış.
Otellerin önünde indiğimizde kalabalıklar ortasında kaldık. Kayak ekipmanı almak isteyenlerin uzun kuyrukları vardı. Aralarından geçip otellerin üst kısmına doğru tırmanmaya başladık.
Kayak yapanlar hızla yanımızdan geçiyor, bazıları dengesini kaybediyor, karlara savruluyordu. Bize çarpmasınlar diye pistin kıyısında tek sıra yürümeye başladık. Kayakçıların telesiyej ile çıkıp kayarak indikleri yolu Bursa yamacından çıktık.
Tepenin diğer tarafından Keles yönüne, ormana daldık.
İlk molamızı dağın zirvesinde verdik. Fazla kıyafetlerden kurtulma zamanı gelmişti.
İki yıldır yürüyüşlere katılıyorum. Yürüş kıyafet adabını yeni öğreniyorum. Şimdiye kadar atlet giyordum. ilk mola da kan, ter içinde kalıyordum. En alta termal içlik, üstüne rüzgarlık veya yağmurluk ideal yürüyüş kıyafeti olduğunu anladım. Mola esnasında giyinmek doğru davranış, terlemiş olursak üşütmemek çok önemli.
Doğru kıyafetlerle yürüyüş bir zevke dönüşüyor. Aksi halde ayakların veya vücudun ıslanırsa bir eziyet halini alır.
Başkan Ayhan Kazancı, yürüyüş kurallarını tekrar hatırlattı. "Gruptan ayrılmayın, öncü'nün ilerisine geçmeyin, ihtiyacınız olduğunda artçı ya haber veriniz. Yürürken sigara içilmez, doğaya hiç bir çöp atılmaz."
diye bitirdi. Sözü coğrafya öğretmeni arkadaşa verdi.
Öğretmenimiz Uludağ'ın coğrafi oluşumunu ve tarihini özetledi. Bir arkadaşın, " Eskiden Uludağ yoktu, biz yaptık" şakası üzerine, haklısın, önceden bu dağın adı Keşiş dağıydı, Roma'dan kaçan Hırıstiyanlar inançlarını yaşamak için Anadolu'ya geldiler. Papazlar bu dağda yaşadıkları için Keşiş dağı adıyla anılır oldu. Cumhuriyetten sonra 1936 yılında Uludağ ismi verildi."
Bekldiğimizden fazla kar vardı. Kar yumuşamamış, çok sertti. Batmadan karın üzerinde gidebiliyorduk. Zamanla ağır kilolu arkadaşların batmaya başlağını gördük. Sonrası hepimiz bat çık olduk. Yinede karın sertliği öndekilerin iz açması ile yetmez oldu. Yol yapmak mümkün olmadı. Kimi zaman batan tek başına çıkamadı. Öğleye kadar yoğun karlı dağlar da geçti. Cennet kaya, Alıç yayla kar altındaydı.
Kar üzerinde yatarak değişik figürler oluşturduk. İlginç şekiller fotoğraflara yansıdı. Dağcılık kendine has bir disiplini, kuralları olan spor. Gönüllü yapılan bir eylem olmasına rağmen aykırı davrandığım oluyor. Bu arkadaşlarıma itirazımdan öte geçmişin izleri. Cezaevi ve askerlik kurallarına direnişin kalıntıları. Ayhan Kazancı bağırıyor "Hocam, yatsana, fotoğraf çekiyoruz" Ufak bir itirazım oluyor, fotoğrafta da görülüyor. Arkaşlarımı seviyorum, yürüşüde.
Bağlı piknik alanına indiğimizde kardan kurtulduk.

Güneş ısıtmaya başladı. Piknik alanının çevresi Tel ile çevrilmiş, kapı kilitli. Tellerin üzerinden atlayıp alana girdik.
Piknik masalarına oturup sırtımı güneşe verdim. Serdar, Deniz, ismini unuttuğum bir arkadaş dört kişi yemeklerimizden paylaştık.
Geç yapılan öğle molası sonrası dağ bayır yollar güzeldi. Çaybaşına yaklaştıkça asfalt yada taş yollar yorucuydu. Başkan Ayhan Kazancı da bir daha ki sefere parkurun sonunu değiştirme sözü veriyor.
Çaybaşı köyü, Keles, Bursa karayoluna çok yakın Bursa'ya kırk kilometre uzaktayız.
Köyün başında büyük su kanalını köprü ile geçiyoruz. Köye indiğimizde saat onaltı otuz, yarım saat çay ve dinlenme. Saat onyedi de Bursa'ya hareket.
Kahvede çaylar hazır. Önceden Harun Bayram abi telefon ederek sayı bildirmiş. Çaylar çok güzel olduğu için ikinci bardak içen çok oldu. Çayların güzelliğini bu dağların güzel suyuna yorduk.

Haftaya 22 Şubat, Ömeraltı köyü, Çınarcık Barajı, Kızılelma, Şehriman, Ömeraltı.
Orhaneli ve Kemalpaşa ilçeleri arasındaki dağlarda olacağız. En düşük rakım520, en yüksek 725 olacak. Kolay bir parkur gibi sanki daire çizeceğiz. Kar ihtimali olabilir.
Sevgi ve sağlıkla güzel günlere, görüşmek dileğiyle.
- UYGARLIĞIN AYAK İZLERİ : KAZAKİSTAN
- UYGARLIĞIN AYAK İZLERİ - BÜYÜK ORTA ASYA TURU.Kırgızistan - Kazakistan - Özbekistan (1)
- SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM Doğa, Kültür, ve Fotoğraf Çekimi Gezisi
- SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM YOL HİKAYELERİ.. (3)
- SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM Yol hikâyeleri…(2)
- SVANETİ – MESTİA – USHGULİ – BATUM Yol Hikâyeleri…(1)