beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan beylikdüzü escort bayan escort beylikdüzü beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Modern Tıp ile Savaş Stratejileri Arasındaki Derin Bağ

Dr. Zeki Gül, kaleme aldığı son yazısında Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi ekseninde modern tıbbın militarizasyonu ile savaş konseptlerinin tıbbileştirilmesi arasındaki bağa dikkat çekti. Gül, güvenlik ve diplomasi zirvelerinin yalnızca savaşı değil, geleceğin tıp rotasını da şekillendirdiğini vurguladı.

Modern Tıp ile Savaş Stratejileri Arasındaki Derin Bağ
Haberi Sesli Dinle

Evrensel gazetesi yazarı Dr. Zeki Gül, "Güvenlik zirveleri: Yarının tıbbını okumak" başlıklı köşe yazısında, tıp bilimi ile askeri düşüncenin tarihsel ve kavramsal bağlarını masaya yatırdı. Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesi öncesinde dikkat çekici tespitlerde bulunan Gül, tıp ile güvenlik politikalarının birbirini nasıl dönüştürdüğünü ve bu durumun günümüz sağlık sistemine yansımalarını değerlendirdi.

"Savaş Tıbbı, Tıp da Savaşın Örgütlenme Biçimini Değiştirdi"

Yazısında sağlık sosyolojisi ve tıp tarihi çalışmalarına atıfta bulunan Zeki Gül, tıp ile ordu ilişkisinin sadece cephedeki yaralıları tedavi etmekten ibaret olmadığını belirtti. Araştırmacı Mark Harrison’ın “tıbbın militarizasyonu” ve “savaşın tıbbileştirilmesi” kavramlarını hatırlatan Gül, modern savaşların yalnızca silahların değil, insan bedeninin de bilimsel olarak yönetildiği bir organizasyon modeli olduğunu ifade etti. 19. yüzyılın sonundan itibaren orduların; beslenme, hijyen, bulaşıcı hastalıklar ve psikolojik dayanıklılık gibi alanlarda tıp biliminden sistematik olarak yararlandığını belirten yazar, böylece hekimlerin orduların savaş kapasitesini artıran stratejik aktörlere dönüştüğünü vurguladı.

Günlük Tıp Dilindeki Askeri Kökenler: "Taburcu Etmek"

Modern tıbbın klinik dilinin azımsanamayacak bir kısmının askeri kökenli olduğunu belirten Gül, Türkçedeki "taburcu etmek" kelimesinin askeri "tabur" kavramından geldiğini yazdı. Yazıda, tıp diline yerleşen askeri kavramlar şu şekilde örneklendirildi:

  • Hastalıkla savaş ve bağışıklık sistemi savunması

  • Hedefe yönelik veya agresif tedavi pratikleri

  • Cerrahi operasyon ve terapötik silahlar

Gül, bu ifadelerin sadece birer mecaz olmadığını, hastalığı bir "düşman", bedeni ise bir "savaş alanı" olarak görmemize neden olan bilişsel çerçeveler yarattığını ifade etti. Tanı sürecinin "istihbarat toplama", tedavinin ise "operasyon" olarak kurgulanmasıyla klinik aklın büyük oranda savaş stratejisi mantığıyla işlediğini dile getirdi.

"Bugünün Güvenlik İnovasyonları Yarının Tıbbını Biçimlendiriyor"

Geçmişte savaşlar için geliştirilen teknolojilerin zamanla "yoğun bakım" ünitelerini doğurduğunu hatırlatan Evrensel yazarı, günümüzde de pandemi yönetiminden afet tıbbına, biyogüvenlikten yapay zekaya kadar birçok alanın bu etkileşimle şekillendiğini belirtti. NATO gibi uluslararası kurumların tıbbı küresel güvenliğin asıl unsurlarından biri ve biyopolitik bir organizasyon modeli olarak gördüğünü ifade eden Gül, şu değerlendirmede bulundu:

"Münih Güvenlik Konferansı bağlamında yazdığım 'Tıp ve savaş arasında bilim' başlıklı yazımda da belirttiğim üzere; bu platformlar yalnızca savaşın ve diplomasinin konuşulduğu alanlar varsayılır, oysa burada gelecekte nasıl yaşayacağımız ve kimin daha sağlıklı kalacağının ipuçları da gizlidir. (...) Bu nedenle diplomasi ve güvenlik sahnelerini izlemek, tıbbın rotasını okumak anlamına geliyor."

"Hekimlik, Güvenlik Siyasetinin Aracına Dönüşmemeli"

Yazısının sonunda kritik bir uyarıda bulunan Dr. Zeki Gül, 21. yüzyılda sağlığın ulusal güvenliğin bir parçası haline gelmiş olmasının, hekimlik mesleğini güvenlik siyasetinin bir aracına dönüştürmemesi gerektiğini vurguladı. Gül, aksine bu durumun insan hakları, bilimsel özerklik ve etik sorumluluk temelinde çok daha güçlü bir şekilde korunmasını zorunlu kıldığını belirterek yazısını sonlandırdı.

Tarih: 06-07-2026

FACEBOOK YORUM
Yorum